Güncel

Kadınlara Zorla Sahip Olma Hücreleri Kurup Fotoğrafladılar

Kadınlara Zorla Sahip Olma Hücreleri Kurup Fotoğrafladılar !…Kadınlara Zorla Sahip Olma Hücreleri Kurup Fotoğrafladılar !

Şeriye ve Kepertu mülteci kamplarında bulduk. Yedi kez köle olarak satılan kadınlar, annesinden koparılan çocuklar, intihar edenler, ‘İntihar edersem ailem cesedimi bulamaz’ diye hayatta kalanlar… 10 yaşındaki kız çocuklarından çocuklu kadınlara kadar işkence ve zorla birlikteliğe maruz kalan Ezidilerin anlattıklarını duydukça çok şaşıracaksınız.

Dalia, 19 yaşında, Irak’ın kuzeyinde Şengal Dağı’ndaki Herdan köyünden. IŞİD’in elinde dokuz ay esir kalan, 4 Nisan 2015’te özgürlüğüne kavuşan Dalia’nın yaşadıklarına ‘vahşet’ demek hafif kalır. İnsanlık onurunu ayaklar altına alan her türlü zorla birliktelik, işkenceye maruz kalan, tam 7 kez IŞİD militanları tarafından alınıp satılan Dalia ile konuşurken çok dikkatli davranmaya çalışıyorum.

Konuşurken sık sık duraksıyor, gözleri doluyor, arada susup derin nefes alıp veriyor. Dalia, yaşadıklarını şöyle anlatıyor: Lisede edebiyat okuyordum, son sınıfa geçmiştim. 3 Ağustos sabahı kalktığımda IŞİD militanları köyümüzü basmıştı, herkes kaçıyordu. Bizi yakaladılar, hepimizi bir yerde toplayıp ‘Ya Müslüman olacaksınız ya da öleceksiniz’ dediler. Korkudan hepimiz ‘Tamam’ dedik. Buna rağmen köydeki erkeklerin hepsini toplayıp götürdüler. Bir daha onlardan haber alamadık.

Kadınları gençler ve yaşlılar olmak üzere iki gruba ayırdılar. Genç kızları çocuklarla birlikte Telafer’e götürdüler. Sonra yanımızdaki 5 yaşından büyük erkek çocuklarını götürdüler, kardeşim de onların arasındaydı. Bizi Telafer’de bir okula kapattılar. Orası köle pazarı gibiydi. Her gün IŞİD’in emirleri (yüksek rütbeli savaşçıları) gelip aramızdan birilerini seçip satın alıyordu. Aralarında Türkler, Almanlar, Çeçenler de vardı. 12-13 yaşlarındaki kızları satın alıyorlardı. IŞİD’cilerin arasından Telaferli bir Türkmen de beni alıp evine götürdü. Evinde karısıyla üç çocuğu vardı.

Beş ay onun yanında kaldım. Bir gün Ebu Mustafa diye bir IŞİD emiri gelip beni zorla onun elinden aldı, Aymen isimli Çeçen bir IŞİD emirine hediye etti. Aymen, zorla sahip olmadan önce beni saçımdan tutup başımı içi petrol dolu bir kovaya soktu. “Siz çok pissiniz, biz sizi böyle temizliyoruz” dedi.Ardından beni eve hapsetti, 3 gün zorla birlikte oldu. Sonra Ebu Salih diye başka bir IŞİD’cinin cariye yaptığı Ezidi bir kızla beni değiş-tokuş yaptılar.

Ebu Salih benimle bir gece zorla beraber olup Aymen’e geri gönderdi. 10 gün sonra beni Aymen’e hediye eden Ebu Mustafa geldi, ‘Ben bu kızı sana kendine cariye yapman için verdim, değiş-tokuş yapacaksan bana geri ver’ dedi, beni Aymen’den yeniden satın aldı. Bir ay Ebu Mustafa’nın evinde kaldım, bir ay sonra İzam diye Musullu birine sattı. İzam geceleri beni alıp götürüyordu, zorla birlikte olup ertesi sabah annemin yanına bırakıyordu. Her gece ağlaya ağlaya onunla gidiyordum.

Bir ay sonra o da beni Musullu başka bir IŞİD militanına sattı, 15 gün onunla kaldım, daha sonra o da sıkılıp beni Telaferli IŞİD’ci bir doktora sattı. O da İzam gibi geceleri beni IŞİD karargâhına götürüp zorla birlikte oluyordu, gündüzleri annemin yanına geri götürüyordu. Bir keresinde artık ölmeyi de göze alıp ‘Gelmiyorum’ dedim. Köyün sorumlusu olan IŞİD lideri bunu duymuş, geldi, ona her şeyi anlattım.

Meğerse o Arap Kürtlerle iş yapıyormuş, ‘Ben seni birlikte olmak için almadım, seni Kürdistan’a göndereceğim’ dedi. Onunla önce Kerbela’ya, sonra Bağdat’a, oradan da Zaho’ya geldik, Zaho’da beni Kürt polislere teslim etti. Babam Zaho’da çalışıyordu, emniyetten beni almaya geldi. Babamı ilk gördüğümde uçuyorum zannettim. O da ağlamaya başladı. O kadar sevindim ki o an yaşadığım her şeyi unutmuş gibi oldum…

Geçen yıl 15 Ağustos’ta IŞİD’in Şengal’e bağlı Koço köyüne yaptığı baskın sırasında esir alınan 20 yaşındaki Leyla’nın annesi, iki kız kardeşi ve bir erkek kardeşi hâlâ IŞİD’in elinde, babası ise kayıp. “Köydeki bütün erkekleri kamyonlara doldurup götürdüler, görmemize bile izin vermediler. Yüzlerce kadınla çocuğu köyün okulunda topladılar.Telefonlarımızı, altınlarımızı, üzerimizde ne varsa aldılar. Sonra yaşlı kadınlarla genç kızları ayırıp genç kızları Musul’a götürdüler” diyor. Leyla ve beraberindeki yüzlerce Ezidi kız iki gün Musul’da boş bir binada tutulduktan sonra IŞİD tarafından Suriye’ye götürülmüş. İşte anlattıkları:

akka’da bizi büyük bir binanın bahçesine yerleştirdiler. Her gün IŞİD militanları gelip beğendikleri 3-4 kızı alıp götürüyorlardı. Kızkardeşlerimi de satın alıp Musul’a götürdüler, ben yalnız kaldım. Daha sonra bir IŞİD’ci beni ve başka bir kızı daha alıp Rakka’ya 6 saat uzaklıkta, Irak’ta Anbar’a bağlı Haseba diye bir köye götürdü. Orada bizi eve kilitledi, 5 gün o evde kilitli kaldık. Sonra beni başka bir IŞİD’ciye sattı, o da beni yeniden Suriye’de Halep’e götürdü. Dört gün boyunca ellerime kelepçe takıp zorla sahip oldu. O da beni yeniden Mısırlı başka bir IŞİD militanına sattı. Mısırlı IŞİD’ci beni Rakka’ya götürdü, sekiz ay boyunca evde kapalı tuttu, zorla sahip oldu. Yapma diye çok yalvardım ama dinlemedi, ‘Halifenin emri’ dedi. Çok kez intihar etmeyi düşündüm ama intihar edersem ailem cesedimi bulamaz diye vazgeçtim. Adamın evde olmadığı bir gün evdeki telefondan gizlice amcamı aradım. Amcamın Rakka’da bir tanıdığı vardı, ‘Ona para göndereceğim, o sana yardım edecek’ dedi. Kaçtım, amcamın tanıdığı adamla Rakka’da bir internet kafede buluştuk. Adam motosikletle beni Türkiye’ye getirdi. Herkes sınırdan kaçak geçiyordu, biz de geçtik. Urfa’da bir lokantada amcamla buluştuk. Amcamı görünce gözlerimden yaşlar boşaldı… Selma’yla (26) görüştüğümüzde IŞİD’in elinden kurtulalı henüz 12 gün olmuştu. 4 yaşında bir oğlu, bir de 6 aylık kızı var. Kızı, IŞİD’in elinde rehineyken doğmuş, işte anlattıkları: Köyü bastıktan sonra çocuğu olan diğer Ezidi kadınlarla birlikte beni de Telafer’e götürdüler, bir ay hapishanede tuttular, sonra oradan Rakka’ya gittik, 500’e yakın kadınla birlikte beni bir binanın en üst katına yerleştirdiler. Sonra IŞİD militanları gelip her birimizi teker teker satın aldı. Bir IŞİD’ci de oğlumla beni alıp evine götürdü, evde karısı da vardı.Bebek doğduktan sonra 2600 dolara beni başka birine sattı. O da yeniden 4000 dolara bir Halepliye sattı. Oradan telefon bulup kocamı aradım, yerimi söyledim. Sonra kocam 20 bin dolara beni tekrar IŞİD’den satın aldı… Çocuklarla önce Türkiye’ye, sonra da Urfa üzerinden Zaho’ya gittik.

akka’da bizi büyük bir binanın bahçesine yerleştirdiler. Her gün IŞİD militanları gelip beğendikleri 3-4 kızı alıp götürüyorlardı. Kızkardeşlerimi de satın alıp Musul’a götürdüler, ben yalnız kaldım. Daha sonra bir IŞİD’ci beni ve başka bir kızı daha alıp Rakka’ya 6 saat uzaklıkta, Irak’ta Anbar’a bağlı Haseba diye bir köye götürdü. Orada bizi eve kilitledi, 5 gün o evde kilitli kaldık. Sonra beni başka bir IŞİD’ciye sattı, o da beni yeniden Suriye’de Halep’e götürdü. Dört gün boyunca ellerime kelepçe takıp zorla sahip oldu. O da beni yeniden Mısırlı başka bir IŞİD militanına sattı. Mısırlı IŞİD’ci beni Rakka’ya götürdü, sekiz ay boyunca evde kapalı tuttu, zorla sahip oldu. Yapma diye çok yalvardım ama dinlemedi, ‘Halifenin emri’ dedi. Çok kez intihar etmeyi düşündüm ama intihar edersem ailem cesedimi bulamaz diye vazgeçtim. Adamın evde olmadığı bir gün evdeki telefondan gizlice amcamı aradım. Amcamın Rakka’da bir tanıdığı vardı, ‘Ona para göndereceğim, o sana yardım edecek’ dedi. Kaçtım, amcamın tanıdığı adamla Rakka’da bir internet kafede buluştuk. Adam motosikletle beni Türkiye’ye getirdi. Herkes sınırdan kaçak geçiyordu, biz de geçtik. Urfa’da bir lokantada amcamla buluştuk. Amcamı görünce gözlerimden yaşlar boşaldı… Selma’yla (26) görüştüğümüzde IŞİD’in elinden kurtulalı henüz 12 gün olmuştu. 4 yaşında bir oğlu, bir de 6 aylık kızı var. Kızı, IŞİD’in elinde rehineyken doğmuş, işte anlattıkları: Köyü bastıktan sonra çocuğu olan diğer Ezidi kadınlarla birlikte beni de Telafer’e götürdüler, bir ay hapishanede tuttular, sonra oradan Rakka’ya gittik, 500’e yakın kadınla birlikte beni bir binanın en üst katına yerleştirdiler. Sonra IŞİD militanları gelip her birimizi teker teker satın aldı. Bir IŞİD’ci de oğlumla beni alıp evine götürdü, evde karısı da vardı.Bebek doğduktan sonra 2600 dolara beni başka birine sattı. O da yeniden 4000 dolara bir Halepliye sattı. Oradan telefon bulup kocamı aradım, yerimi söyledim. Sonra kocam 20 bin dolara beni tekrar IŞİD’den satın aldı… Çocuklarla önce Türkiye’ye, sonra da Urfa üzerinden Zaho’ya gittik.